23 Nisan

Cuma günü sabah Deniz'i stada götürelim mi ? götürmeyelim mi ? diye düşünürken, dayımın statda görevli olmasından dolayı gitmeye karar verdik.İyikide gitmişiz.Deniz kelimenin tam anlamıyla deli oldu.

Biz tribünlerde otururken Deniz tüm stadı gezdi.Tören başlayınca bando ve bayraklara bayıldı.
Bayrak geçidinden sonra dayım denizi stada indirdi.Bandonun müziğine ayak uydurarak çocukların arasında Deniz de yürüdü.
Tören sonundaki Deniz'in mutluluğu.

Tören bittikten sonra Amasraya doğru yola çıktık.Amasraya vardığımızda doğruya "Mustafa Amacnın Balık Lokantasına "gittik.


Bir güzel balıklarımızı midemize indirdikten sonra başladık amasra turuna.

Akşam otele gittiğimizde herkes çok yorulmuştu.

Ertesi gün sabah kahvaltıdan sonra Safranboluya gittik.Safranboluda ilk önce Yörük Köyüne gittik.Köyde 2 tane ev gezdik ve köy kahvesinde gittik.
Deniz'in köyle ilgili hatırladığı yolda gördüğü "kocanan" böcek oldu.İstanbula geldiğimizde hala böcekten bahsediyordu.





Safranboluda gezdiğimiz evlerden birinde ev sahibi teyze buda benim 50 yıl önceki gelinliğim deyince, Emin geç tyz senin gelinliğinle cekeyim dedi.Teyze çok şekerdi hemen eşarbını düzeltti ve Emine poz verdi.



Safranbolu'nun girişindeki seyir alanından Safranbolunun görünümü...
Deniz güneş saatini keşfederken...



Deniz son zamanlarda Ezan okunurken, Anne bu ne?Cami ne? gibi bir sürü soru soruyordu.
Safranboluda Camiyi görünce babası ile birlikte içine girdiler.Çok büyük merakla camiyi gezdi.

Safranbolunun "Bağlar "gazozu meşhur.Deniz'e de gazoz aldık.İlk defa gazoz içen Deniz, Anne ben gazozu çok beğendim diye diye içti.
Safranboludan -Amasra yolu çok güzel bir yol.Solda bir ırmak akıyor ve ağaçlar yolun üstünde birleşiyor.Yeşilin her tonunu görebiliyorsunuz.



Amasraya döndüğümüzde gün batımında bir güzel balıklarımızı hüplettik.(sağdaki yakışıklı bizim babamız!)


Sabah kahvaaltıya Zonguldağa gittik.Damla ve büyük Deniz'e, Deniz arkadaşlarım ben geldim demesi günün sözüydü.Kızları arkadaşları olarak benimsedi Deniz Bey.
İstanbula döndüğümüz zaman Deniz'e güzel yerlere gittik mi?Sen beğendin mi? diye sorduğumuzda.Evet çok sevdi Deniz Dedi.
Biz de bu kısa tatilimizi çok sevdik.

Deniz'den soru

23 Nisanın cumaya gelmesini fırsat bilip, 3 günlük Amasra-Safranbolu gezisine gitmeye karar verdik.Dün Akşam valizlerimizi hazırlamaya başlamadan önce Deniz'e perşembe günü yola cıkışımızdan pazar günü dönene kadar yapacağımız her şeyi anlattım.Ama en az 15 dk çok ayrıntılı bir şekilde anlattım.Bu kadar anlatmamın sonucunda
Deniz:Annecim, başka ne yapıcaz? gibi bir soru sordu. Bu soru karşısında bende bir şok oluştu.sonra, başka ne yapalım oğlum.Bütün bu anlattıklarımı yapıcaz yetmez mi dedim?
Deniz:tama dedi.
Bakalım Deniz seyatimizin sonunda neler söyleyecek.

Annemin üye olduğu anneli grupta 23 Nisan Resim çekilişi yapılmış.3 tane arkadaşa bol simli (o kadar bol simliki, ev de her yer sim oldu) 2 şer tane resim yaptım.Bu resimleri PTT den gönderdik.Arkadaşlarımdan gelecek olan resimleri bekliyoruz.




Hafta sonu Defnelerle birlikte Armoniparka gittik.4 defa trene bindim (daha da binmek için ağladım).Dönen uçaklara,atlı karıncaya bindik.Armoniparktaki oyuncakları çok sevdim.Annem daha sonra tekrar beni Defneye ve armoniparka götüreceğine söz verdi.

ÖĞRET ONA...

Bu yazı hoşuma gitti ve alıntı yaptım. Umarım bende öğretebilirim...

Aylin Kotil Cumhuriyet Gazetesi- 23 Mayıs 2004 (Alıntı).

Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, 'Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum' dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım: Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı 'insan yetiştirmek' olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını... Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?' demeden... Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını, ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını. Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine... Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona. Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret. Alın terine saygıyı öğret ona. Aşk acısı çekmenin hiç âşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret. Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret, başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı... Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat. Hayatı sorgulamayı öğret ona... Bilginin en büyük güç olduğunu öğret. Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını. Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı... "İstemiyorum", "hayır" demeyi öğret ona, istediğinde ise "istiyorum" demeyi, Sevdiğinde ise "seni seviyorum" diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını... Sorgusuz sevmeyi... El yazısı ile notlar yazmayı... Lafı dolandırmamayı... Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını, İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret... Ama en çok da kendini sevmesini öğret... Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini... Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini... Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını... Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona...

Dayımızı askere göndermek için hafta sonu Ankaraya gittik.
Hazır ankaraya gitmişken Deniz'i göz muayenesine Nurdan Tyz'ye götürdük.

Deniz'in baktırmıcam cığlıkları-ağlamaları sırasında Nurdan Tyz gözlerini muayene etti.Deniz'in gözlerinde herhangi bir problem çıkmadı.Hastane çıkışında Nurdan Teyze ile birlikte evimize geldik.Yolda Deniz, Nurdan Teyzecim gözlerim biraz acıdı demesi hepimizi güldürdü.

Asker için dayımızın nereye gideceğini öğrenmek için beklemek çok stresli ve can sıkıcıydı.Cuma gecesi 23:59'da Balıkesire gideceğini öğrendiğimizde annem ve anneannemin sevinçden sinirleri boşaldı ve bayağa bir ağladılar.Ertesi gün askerlik için alışverişe gittik ,valizi ayarladık.Asker malzemeleri benim bayağa ilgimi çekti.Anneannem valize koydukca ben çıkardım.

Bu arada gözlükçüde bana güneş gözlüğü hediye ettiler.Gözlüklü çok şeker oluyorum ama gözlükleri kırma tehlikem olduğu için annem kaldırdı.

NİSAN AYINDA NELER YAPALIM?


Birlikte salata yapalım.

Birlikte portakal sıkalım babamıza nefis portakal suyumuzu ikram edelim.
Birlikte pizza yapalım.Peynir rendeleyelim.Mazemeleri hamurum üzerine yerleştirelim.
Tavşan gibi zıplayarak dolaşalım..

İçinde tavşan geçen masal/hikaye okuyalım..
Temizlik yaparken çocuğumuzdan yardım isteyelim..
Çim adamımızı her gün sulayalım ve saçlarının nasıl büyüdüğüne bakalım.
Mavi ve sarı rengi karıştırıp yeşil renk yapmayı deneyelim..
Yaprak ile boyama yapalım..
Birlikte doğa yürüyüşü yapalım..
Yolda gördüğümüz ağaçları kucaklayalım..
Birlikte bir hediye kartlarımızı hazırlayalım...
Gökyüzündeki bulutları inceleyelim.. Neye benzediklerini hayal edelim..

Atlantis



Pazar günü Cevahir alışveriş merkezinin içindeki Atlantis'e gittik.
Deniz önce oyun bölümünde oynadı.Top havunda kendini bir o tarafa bir bu tarafa attı.
Sonra babası ile çarpışan arabalara bindi.İlk önce çok zevk aldı sonradan herkesle çarpıştıkları için inmek istedi.Sanırım biraz korktu.
annesi ile birlikte 2 kerede trene bindi.
Babamızda hızlı tren köpekbalığına bindi.

Çıkarken Deniz'e buraya bir daha gelelim mi?sevdin mi? diye sorduğumda
Tamam gelelim dedi.
Bundan sonra atlantis yolları bize sık sık gözüküyor.

Boya Çalışmalarımız







Bu günlerde Deniz'in yeni hobisi evde bulaşık yıkamak.Ben bulaşıkları yinerken sandalyeyi yanıma çekip,bana yardım ediyor.