İlk durağımız Selimiye Camiiydi.Cami muhteşemdi.Tek sıkıntı caminin içinin ayak kokmasıydı.Bu konuda Kültür bakanlığına ve Diyanet işlerine hemen maillerimi attım.Böyle güzel bir eserde koku olmaması için çözüm bulmak gerekiyor.
Edirneye gitmişken Edirnenin nefis ciğerinden de yedik.Mis gibi kokan Selimiye Arasta çarşısından meyve sabunlarımı aldık.Meriç ırmağının kenarında çaylarımız içtikten sonra gece 23:30 civarında evimize geldik.
Edirne için Kültür Bakanlığının sitesinde Karaağaçı görmeden gitmeyin yazıyordu.Biz de bu kadar geldik Karaağaça da gidelim diye konuşurken Şeçkin yoldaki 2 kişiye Karaağaça nasıl gidebiliriz diye sordu.Burası Karaağaç dediler.Biz tabi koptuk.
Edirneyi beğendik.Çok yeşil ve temiz bir şehir.Özellikle Meriç kenarında oturmak insanın tüm yorgunluğunu alıyor.
Ertesi gün Denize, oğlum biz nereye gittik dedim.Edirne camisine dedi.Peki camiyi kim yaptı diye sordum.Sinannnn.dedi.Gezelim,görelim,öğrenelim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder